Dinen bir erkek kaç kadınla evlenebilir ?

Najeti

Global Mod
Global Mod
Dinen Bir Erkek Kaç Kadınla Evlenebilir? Farklı Kültürler ve Toplumlar Açısından Kapsamlı Bir Bakış
[HEADING=1]Dinen Bir Erkek Kaç Kadınla Evlenebilir? İslam, Farklı Dinler ve Kültürler Açısından Çok Eşlilik[/HEADING]
Bu konuya merak eden biri olarak baktığımda ilk dikkatimi çeken şey, “Bir erkek dinen kaç kadınla evlenebilir?” sorusunun aslında yalnızca bir sayı sorusu olmaması. İlk bakışta cevap oldukça kısa görünüyor: İslam açısından bir erkek, belirli şartlar çerçevesinde aynı anda en fazla dört kadınla evlenebilir. Fakat meseleye biraz daha yakından bakınca işin içine adalet, ekonomik sorumluluk, aile yapısı, kadınların hakları, toplumun gelenekleri ve ülkelerin hukuk sistemi giriyor.

Üstelik “din ne diyor?” ile “toplum bunu nasıl uyguluyor?” aynı şey değil. Dünyanın farklı bölgelerinde aynı dinin mensupları bile evlilik konusunda birbirinden oldukça farklı geleneklere sahip olabiliyor.

Bu nedenle konuyu yalnızca “İslam'da dört eş vardır” şeklinde ele almak eksik kalır. Asıl önemli olan, bu hükmün hangi şartlarla ortaya konulduğunu ve farklı toplumlarda nasıl anlaşıldığını görmek.
[HEADING=1]İslam'da Bir Erkek Kaç Kadınla Evlenebilir?[/HEADING]
Kur'an'da bu konuyla doğrudan bağlantılı temel ayet Nisâ suresinin 3. ayetidir. Ayette erkeklere iki, üç veya dört kadınla evlenme imkânından söz edilir; ancak hemen ardından adalet konusunda endişe varsa tek kadınla evlenilmesi gerektiği belirtilir.

Dolayısıyla klasik İslam hukukundaki temel sonuç şudur: Bir Müslüman erkek aynı anda en fazla dört kadınla evli olabilir.

Fakat burada çoğu zaman gözden kaçan önemli bir ayrıntı var: Ayetin içinde sayıdan önce adalet şartı bulunuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamasında da İslam'da birden fazla kadınla evlenmek isteyen erkek için sayının dörtle sınırlandığı, aynı anda dörtten fazla kadınla evli olunamayacağı belirtilmektedir.

Ancak “dört kadınla evlenebilmek” ile “dört kadınla evlenmek dinen teşvik edilmiştir” ifadeleri aynı anlama gelmez.

Kur'an'ın Nisâ 129. ayetinde eşler arasında duygusal anlamda tam eşitliğin mümkün olmadığı belirtilirken, bir eşe tamamen yönelip diğerini ihmal etmemek gerektiği vurgulanır. Diyanet'in Kur'an Yolu tefsirinde de bu nedenle birden fazla evlilikte maddi ve ölçülebilir haklarda adaletin gözetilmesi gerektiği açıklanır.

Burada bence konunun en önemli noktası ortaya çıkıyor: İslam hukukunda dört sayısı bir “zorunluluk” değil, belirli şartlarla tanınmış bir üst sınırdır.
[HEADING=1]Peki Dört Eş Şartı Sadece Sayıdan mı İbaret?[/HEADING]
Hayır. Evlilik yalnızca nikâh kıymaktan ibaret değildir. Eşlerin maddi hakları, barınma, nafaka, zaman paylaşımı ve aile içindeki sorumluluklar gibi konular da işin içindedir.

Bir erkeğin ekonomik olarak güçlü olması tek başına yeterli değildir. Dört ayrı evlilik söz konusu olduğunda dört ayrı insanın hakkı, ihtiyaçları ve aile ilişkileri ortaya çıkar.

Burada “adalet” kavramını yalnızca herkes için aynı miktarda para harcamak şeklinde düşünmek de doğru olmaz. Klasik fıkıh açısından nafaka, barınma ve zaman gibi kişinin iradesiyle düzenleyebileceği alanlarda hakkaniyet önemlidir. Buna karşılık sevgi gibi tamamen insanın kontrolünde olmayan duyguların birebir eşitlenmesi mümkün değildir.

Bu ayrım, konunun neden sadece “dörde kadar serbest” şeklinde okunamayacağını gösteriyor.
[HEADING=1]İslam Çok Eşliliği mi Getirdi, Yoksa Sınırlandırdı mı?[/HEADING]
Tarihsel açıdan bakıldığında İslam'ın ortaya çıktığı toplumda bir erkeğin sahip olabileceği eş sayısının bugünkü anlamda dörtle sınırlı olduğu şeklinde bir sistem yoktu. Kur'an'ın ilgili hükmü, mevcut toplumsal yapıya bir sınır getiren düzenlemelerden biri olarak değerlendirilmiştir.

Bu nedenle İslam tarihi açısından mesele “İslam çok eşliliği icat etti” şeklinde basitleştirilemez.

Aynı zamanda “İslam'da çok eşlilik vardır, o halde her Müslüman erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi gerekir” demek de doğru değildir.

Dini hüküm ile kişisel tercih arasında burada önemli bir ayrım vardır.

Nitekim Diyanet'in ilgili tefsirinde, birden fazla eş arasında adalet konusunda yaşanabilecek sorunlar nedeniyle tek eşliliğin tercih edilmesinin tavsiye edildiği açıklanmaktadır.

Bu noktada okuyucuya şu soruyu sormak bence daha anlamlı: Bir şeyin dinen mümkün olması, onun herkes için gerekli veya ideal olduğu anlamına gelir mi?

Bu soru yalnızca İslam'daki evlilik için değil, pek çok dini ve kültürel uygulama için geçerlidir.
[HEADING=1]İslam Dışındaki Dinlerde Durum Nasıl?[/HEADING]
Farklı dinlere baktığımızda çok eşlilik konusunda oldukça ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.

Yahudi-Hristiyan tarihinin erken dönemlerinde de tek eşlilik bugünkü kadar mutlak ve evrensel bir model değildi. Eski Ahit anlatılarında birden fazla eşle ilişkilendirilen erkek figürleri bulunuyor. Buna karşılık Hristiyanlığın tarihsel gelişiminde özellikle kilise hukukunun etkisiyle tek eşli evlilik norm haline geldi.

Dolayısıyla “Yahudilik ve Hristiyanlık başından beri kesin biçimde tek eşliydi” demek tarihsel açıdan fazla basitleştirici olur.

Hindu toplumlarında da benzer bir ayrım görülebilir. Tarihsel olarak bazı hükümdarların ve belirli toplumsal grupların birden fazla eşle evlendiği örnekler bulunmasına rağmen, modern Hindistan hukukunda Hindu evlilikleri bakımından tek eşlilik esas alınmaktadır. Hindistan'ın Hindu Marriage Act düzenlemesi, evlilik sırasında taraflardan hiçbirinin hayatta olan başka bir eşinin bulunmamasını şart koşmaktadır.

Yani burada dinî gelenek ile günümüzde yürürlükte olan devlet hukuku birbirinden ayrılmalıdır.
[HEADING=1]Afrika Toplumlarında Çok Eşlilik Neden Farklı Anlaşılıyor?[/HEADING]
Afrika kıtasında tek bir evlilik kültüründen bahsetmek zaten mümkün değil. Yüzlerce etnik grup, farklı gelenekler, İslami uygulamalar, Hristiyanlık, yerel hukuk sistemleri ve modern devlet yasaları iç içe bulunuyor.

Güney Afrika bunun güzel bir örneği.

Güney Afrika'da Recognition of Customary Marriages Act, belirli şartlar altında geleneksel çok eşli evlilikleri hukuken tanıyor. Bir erkeğin mevcut geleneksel evliliğinin ardından başka bir geleneksel evlilik yapabilmesi için malvarlığı düzenlemelerine ilişkin mahkeme süreci gibi ek şartlar bulunuyor.

Burada ilginç olan yalnızca erkeğin birden fazla eşinin bulunabilmesi değil, devletin bu aile yapısının doğurduğu ekonomik ve hukuki sonuçları düzenlemek zorunda kalmasıdır.

Örneğin birden fazla eşin bulunduğu evliliklerde malvarlığının nasıl paylaşılacağı, kadınların hukuki statüsü ve çocukların hakları önemli meseleler haline geliyor.

Bu bize önemli bir şey söylüyor: Çok eşlilik yalnızca dini bir mesele değil; aynı zamanda miras, mülkiyet, çocukların hakları ve sosyal güvence meselesidir.
[HEADING=1]Kültür, Din ve Hukuk Neden Birbirinden Ayrılmalı?[/HEADING]
Bir toplumda bir uygulamanın bulunması, o uygulamanın mutlaka din tarafından emredildiği anlamına gelmez.

Örneğin Müslüman toplumlarda çok eşlilik bazı bölgelerde tarihsel olarak daha yaygın olmuş, bazı toplumlarda ise pratikte oldukça sınırlı kalmıştır.

Aynı şekilde Afrika'daki bazı geleneksel topluluklarda çok eşlilik ekonomik ve sosyal yapı ile bağlantılı olabilir. Güney Afrika hükümetinin evlilik politikası çalışmalarında da geleneksel liderlerin evliliği yalnızca iki bireyin birlikteliği değil, ailelerin birleşmesi ve toplumsal ilişkilerin kurulması olarak değerlendiren yaklaşımlarının bulunduğu görülüyor.
 
Üst